Bellek Kuyuları

Suudi Arabistan'daki Hicaz çöllerini yüzyılın ardından yürüyerek geçen ilk isimlerden biri olan Paul Salopek, kervanlar, hacılar ve tarihe gömülmüş imparatorluklarla dolu efsanevi bir geçmişle karşılaşıyor.

Eski Hicaz'da binlerce kuyu var. Kuyulara yürüyoruz.

Kiminin suyu tatlı. Çoğunun tuzlu. Önemi yok. Arabistan'ın çoktandır kullanılmayan kervan yollarını delik deşik eden bu kuyular, insanın varlığını sürdürdüğüne dair birer anıt. Her biri bu coğrafyanın imbikten geçmiş en saf hali. Buralardan su içen insanlar da öyle. Hicaz'da, bir zamanlar Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz kıyılarına hükmeden Haşimi Krallığı'nın efsanevi âleminde, kalabalık kuyular da var, ıssız kuyular da. Sularıyla üzüntü ya da sevincin kimyasını aşılayan kuyular var. Her biri bir kova dolusu evren. İzlenimlerimizi onlardan alıyoruz.

Vasit Vadisi. Bir unutuşlar kuyusu.

Yakıcı bir ağustos günü ulaşıyoruz oraya. Yürüyerek yaptığımız 1200 kilometrelik yolculuğun ortası. Belki de kuşaklardır ilk kez yapılan bir yolculukla, yürüyerek, Cidde'den Ürdün'e gidiyoruz. Kuyudaki iki dikenli ağacın yaptığı incecik gri gölgede dinleniyoruz. Koşan adama rastladığımız yer işte burası. Küçük bir kamyonetle geliyor. Cüsseli, bıyıklı, dost canlısı, meraklı, konuşkan, gergin bir Bedevi deve çobanı. Bizi hazine avcısı zannediyor. (Başka neden kavurucu çölde dolaşılır ki?) Buluntu satmaya gelmiş.

"Şuna bir bakın!" diyor. Metal bir yüzük gösteriyor. Demirden yapılma bir kılıç kını. Aşınmış bir madeni para.

John Stanmeyer

Vali Musaad el-Saleem (en sağdaki), Kızıldeniz liman şehri Yenbu el-Bahr ci

John Stanmeyer

İslamiyet öncesi dönemde yaşayan Nebatiler, Medayin Salih'te görkemli meza

John Stanmeyer

Yasmin Gahtani, Cidde'deki evinde oğullarına ödevlerinde yardım ederken gün

John Stanmeyer

Kendisinden önce buralardan geçen gezginlerin anılarıyla çevrelenmiş yazar

John Stanmeyer

El-Bad vahasındaki kuyu, yüzlerce yıl boyunca deve kervanlarına ve dindar y

John Stanmeyer

Bangladeşli görevlinin arabayla gelen müşterilerin şişelerini doldurduğu Du

John Stanmeyer

Kızıldeniz kıyısındaki kumsal, Cidde'de ailece yapılan piknik için esintili

John Stanmeyer

El-Vech'deki sahil yolu, diplomalı işsiz Suudi delikanlı için motosikletini

John Stanmeyer

Yenbu el-Nakhal'daki kurumuş hurma ağacı tarlasında kurtarmaya değecek hiçb

John Stanmeyer

Cidde'nin virane tarihi bölgesinde Somalili bir göçmen atılmış ekmek parçal

John Stanmeyer

Yenbu el-Bahr'da, hafta sonu göçeri durumundaki arazi arabalı deve sahipler

Kaç yıllık bunlar?

Koşan adam bilmiyor. "Kadim jidn," diyor. Çok eski. Omuzlarını silkiyor. Arabistan, Afrika ve Asya'nın birleştiği ve eskilerden beri Avrupa'ya ticaret yoluyla bağlandığı bir kavşak konumundaki Hicaz, antik dünyanın en tanınmış köşelerinden biri. Binlerce yıl boyunca gezginlere tanıklık etmiş bir geçmişi var. Afrika'dan çıkan Taş Devri insanları, kuzeye doğru giderken artık yok olmuş savanalarda avlanarak ve balık tutarak ilerlemişti. İnsanlığın kurduğu ilk uygarlıkların halkları -Asurlular, Mısırlılar ve Nebatiler- tütsü ve altın karşılığında köle değiştokuş ederek buradan geçmişti. Romalılar Hicaz'ı istila etti. (Binlerce lejyoner hastalık ve susuzluktan öldü.) İslam burada, Mekke ve Medine'nin koyu renkli volkanik tepelerinde doğdu. Fas'tan ve dönemin Konstantinopolis'inden gelen hacılar da muhtemelen Vasit Vadisi'nin kuyusundan su içmişti. Hatta Arabistanlı Lawrence da suyunu yudumlamıştı belki. Kim bilir. Kadim jidn.

"Alın!" diyor koşan adam. Ortada kalan eşyaları bize doğru itiyor. "Para istemez!" Ama mallarını satın almayı reddediyoruz.

Gitmek üzere iki devemizi yüklerken tekrar görüyoruz onu. Şimdi koşuyor, kuyunun etrafında hızla tur atıyor. Beyaz elbisesini üzerinden atmış. İç çamaşırlarıyla çölde koşuyor, kızgın güneş altında kuyunun etrafında dönüyor. Kendinden geçmiş halde koşuyor. Çevirmenim Ali el-Harbi fotoğrafını çekiyor. Deve çobanımız Avad Umran kahkahadan kırılıyor.

Ama ben gülemiyorum. Deli değil koşan adam. Uyuşturucu etkisi altında değil. Şaka da yapmıyor. Yolunu şaşırmış bence. Geçmişimizi unutunca hepimize olduğu gibi.

Nereye gideceğimizi bilemiyoruz. Hicaz buradan geçmişler açısından zengin. Ama şimdiye kadar gördüğüm en belleksiz yer.

Hicaz'da dipsiz bir küçük kuyu; beyaz porselen bir fincan. İçinde koyu renk leziz kahve var. Cidde limanındaki zarif bir köşkün içinde, cilalanmış ahşap masanın üzerinde duruyor. İfade gücü yüksek Hicazlı üç kadın, fincanı durmadan dolduruyor. Sırayla konuşuyor, Suudi Arabistan'a dair yanlış anlaşılmaları düzeltmek istiyorlar: Krallık, homojen bir toplum, katı İslami düşüncenin etkisiyle sönükleşmiş bir kültür, kaçışa dayalı tüketim ve petrolden gelen dolarlar yüzünden yozlaşmış bir ulus. Hayır.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Temmuz 2014 sayısında veya iPad Temmuz 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

John Stanmeyer

İslamiyet öncesi dönemde yaşayan Nebatiler, Medayin Salih'te görkemli mezarlar inşa etmişti.

John Stanmeyer

Vali Musaad el-Saleem (en sağdaki), Kızıldeniz liman şehri Yenbu el-Bahr civarında yapılan bir yat yarışı sırasında konuklarını ağırlarken, silahlı koruma görev başında. Şehrin büyük bölümü 1970'lerde inşa edilmiş.

John Stanmeyer

El-Bad vahasındaki kuyu, yüzlerce yıl boyunca deve kervanlarına ve dindar yolculara su sağlamış. Günümüzde kuru bir delik. Halk inancına göre Musa koyunlarına burada su vermişti.

John Stanmeyer

Kendisinden önce buralardan geçen gezginlerin anılarıyla çevrelenmiş yazar Salopek, Medayin Salih'teki 2 bin yıllık Nebati mezarlarının arasında kamp kurmuş.

John Stanmeyer

Bangladeşli görevlinin arabayla gelen müşterilerin şişelerini doldurduğu Duba'da su değerli. 150 kilometre uzaklıktaki kuyulardan getirilerek arıtılıyor.

John Stanmeyer

Yasmin Gahtani, Cidde'deki evinde oğullarına ödevlerinde yardım ederken gündelik giysiler içinde. Dışarı çıkarken, Suudi şehirlerinin en liberalinde yaşıyor olmasına rağmen abiye, yani çarşaf giyiyor.

John Stanmeyer

El-Vech'deki sahil yolu, diplomalı işsiz Suudi delikanlı için motosikletini şaha kaldırdığı bir oyun alanı.

John Stanmeyer

Kızıldeniz kıyısındaki kumsal, Cidde'de ailece yapılan piknik için esintili, sakin bir ortam sağlıyor.

John Stanmeyer

Yenbu el-Nakhal'daki kurumuş hurma ağacı tarlasında kurtarmaya değecek hiçbir şey yok. Civardaki sahil kasabalarında yaşanan yapılaşma su tablasını kurutmuş.

John Stanmeyer

Cidde'nin virane tarihi bölgesinde Somalili bir göçmen atılmış ekmek parçalarını ve geri dönüştürülecek teneke kutuları topluyor. Ekmekler hayvan yemi olarak satılacak.

John Stanmeyer

Yenbu el-Bahr'da, hafta sonu göçeri durumundaki arazi arabalı deve sahipleri lüks bir çöl kampında namaz kılıyor. Bedevi çobanların yok olan gelenekleri şehirlerde yaşayan nostaljik Suudilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

John Stanmeyer

Osmanlılar tarafından yapılan ve bir zamanlar Hicaz Demiryolu'nda hacı taşıyan lokomotif devrilmiş yatıyor. Arabistanlı Lawrence'ın liderliğindeki aşiretler I. Dünya Savaşı sırasında Hicaz trenlerine sık sık saldırıyordu.