Yukon: Kanada'nın Vahşi Batısı

Günümüzün madene hücum akımı, Kuzey Amerika'da varlığını sürdürmeyi başaran son doğa parçalarından birini tehdit ediyor.

Shawn Ryan, maden arayışındaki ilk büyük keşfinden önce açlık içinde geçirdikleri yılları anımsıyor. Ailesiyle Klondike bölgesinde, Dawson kasabasının eteklerinde, birbirine tutturulmuş teneke parçalarından yapılmış bir barakada yaşıyormuş. Ellerindeki bütün para 300 doları bile bulmuyormuş. Evlerinde ne su ne de elektrik varmış. Rüzgârın cephe kaplamasındaki boşluklar arasından estiği bir gece, eşi Cathy, çocuklarının donarak ölmesinden korktuğunu söylemiş ona.

Bugün bu çift, Dünya'nın herhangi bir köşesinde herhangi bir evi alacak -ve ısıtacak- güce sahip. Ryan'ın toprak altında gömülü hazineyi bulması, süreç içinde milyarlarca dolar değerine ulaşan bir keşfe dönüşmüş. Bu keşif, Kanada'nın Yukon bölgesinin bir kez daha altına hücumla anılmasına yol açmış. Ve servet avcıları, 1890'lardan sonra, o güne dek görülmemiş sayılarla yöreye akın etmiş.

Madenlere yönelik akın, bir zamanların altına hücumundan sonra hayalet kente dönüşmüş olan Dawson'da, zorlu hava koşullarının sağa sola yatırdığı, cepheleri yaz aylarının geç batan güneşinin ışığıyla pastel tonlara bürünmüş bar ve yatakhaneleri de canlandırmış durumda. Sakallı adamların kalaslardan oluşan kaldırımlar ve çamurlu sokaklarda bağıra çağıra koşuşturduğu, yapılan en son keşifler ve fiyatlardaki yükseliş üzerine dedikoduları paylaştığı bu sahne, bir asır öncesinden kalmış gibi. Diamond Tooth Gertie's (Elmas Dişli Gertie) kumarhanesinde madenciler, turistlerle dans eden kankancı kızların arasına karışıyor, bira muslukları ve poker masalarına üşüşüyor.

Klondike bölgesine yapılan ilk akın sırasında altın arayıcıları kazma, kürek ve eleklerle yakınlardaki derelerde bir aşağı bir yukarı mekik dokur ve herhangi bir barmen iyi bir gecenin sonunda yalnızca etrafa saçılan altın tozunu süpürerek bile küçük bir servet elde edebilirdi. Bugünlerde işin zor bölümünü buldozerler, sondaj aletleri ve uçakla taşınan işçilerden oluşan mekanize bir ordu üstleniyor. Altın fiyatlarındaki aşırı dalgalanmanın ortadan kalkmasından sonra bölgeye akın durulmuş sayılır. Ancak madenlere yönelik yoğun talebin süregelmesi ve Yukon'un sanayi dostu yasal düzenlemeleri sayesinde bölge, Çin kadar uzak ülkelerdeki maden şirketlerinin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Shawn Ryan'ın kentin kıyısına doğru giderek yayılan tesisinin üstünde patırtılar çıkararak dolaşan helikopterler, küresel konumlandırma sistemiyle (GPS) donanmış madencileri uzaklardaki dağ sırtlarına götürüp getiriyor. Ryan 50 yaşında, ama çok daha genç bir adamın heves ve enerjisine sahip. "Şu anda yeryüzünde, hatta belki de tarih boyunca, yürütülen en büyük jeokimya araştırma projesi bu," diyor gülümseyerek. Tebessümü, üst dişlerinden birkaçının eksik olduğunu ortaya koyuyor.

Savaş odası adını verdiği modüler ofisinde, kontrplak masanın üstündeki üç bilgisayar ekranını, telsizler ve ayı kovucu sprey kutuları çevreliyor. Jeolojiyi kendi kendine öğrenmiş Ryan. Soldaki ekranı, giderek artan toprak örnekleri veritabanından çıkardığı renkli haritaları yansıtıp değerli bir cevherin varlığına işaret edebilecek izleri bulmak için kullanıyor. Ortadaki ekranda Yukon bölgesinin haritasının üstüne bindirilmiş mavi kareli ızgara sistemi, Ryan'ın sahip olduğu arazileri gösteriyor. (1996 yılından bu yana ekibiyle birlikte 55 bin arazi parçasında maden çıkarma hakkı iddiasında bulunmuş, ki bu Jamaika'dan daha büyük bir alan anlamına geliyor.) Ryan, sağda duran ekranı ise altınla ilişkili varlıklarını takip etmek için kullanıyor. (Yatırımcılar ekonomik bir dalgalanma nedeniyle değerli madenlere her koşturduğunda, Ryan'ın varlıklarının değeri artıyor.)

Devamını National Geographic Türkiye'nin Şubat 2014 sayısında veya iPad Şubat 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.