Temiz Kömür Olur Mu?

Fosil yakıtların en kirlisi. Yılda tükettiğimiz kömür miktarı 7,2 milyar ton, üzerimizdeki etkisi ise giderek büyüyor. Ve bugün Dünya'nın yüzleşmesi gereken soru şu: Temiz Kömür Olur Mu ?

Çevreciler temiz kömürün bir efsaneden ibaret olduğu görüşünde. Elbette öyle. Örnek mi?

ABD'de, derinlerde yatan kömüre ulaşmak için Apalaş zirvelerinin vadilere dönüştürüldüğü, derelerin asitli su nedeniyle turuncu renkte aktığı Batı Virginia'ya bakın. Ya da havaalanlarındaki sigara salonlarından bile daha duman altı olan Pekin kent merkezine... Çin'de hava kirliliğinin temel kaynağı ve yılda bir milyondan fazla kişinin erken ölüm nedeni kömür. Bu sayılanların yanı sıra bir de maden kazalarında ölen binlerce insan var; gerek Çin'de gerekse diğer ülkelerde…

Üstelik bu sorunlar yeni değil. Ta 17. yüzyıl sonlarında, Galler ve Northumberland'den gelen kömürün Britanya'da sanayi devrimini ateşlediği dönemde bile, İngiliz yazar John Evelyn, Londra'yı saran dumanın "kokusu ve karanlığı"ndan yakınıyordu. Üç yüzyıl sonra, Aralık 1952'de Londra üzerine isli bir hava çökmüş, tam bir hafta sonu boyunca orada kalmış ve izleyen aylar içinde ortaya çıkan solunum hastalıkları salgınında yaklaşık 12 bin kişi yaşamını yitirmişti. Bu arada okyanusun öte yakasında, Amerika kentleri de kendi facialarını yaşıyordu. Ekim 1948'de, Pennsylvania'da, bir hafta sonu, küçük Donora kasabasının lise maçına gidenler, oyuncuları ve topu görmekte zorlanmıştı. Bunun nedeni, yakınlarda yer alan ve kömürle çalışan çinko dökümhanesinden gelip sahayı kaplayan kirli havaydı. İzleyen günlerde 20 kişi ölmüş, 6 bin civarında insan -yani, hemen hemen kasaba nüfusunun yarısı- hastalanmıştı.

Kömür, ekonomistlerin ifadesiyle "dışsallık" yüklü, yani topluma ağır maliyetler yüklüyor. Elimizdeki en kirli, en ölümcül enerji kaynağı. Ama aynı zamanda da birçok açıdan en ucuz olanı. Ve ona bel bağlamış durumdayız. Dolayısıyla günümüzde yanıt bulunması gereken en önemli soru, kömürün "temiz" olup olamayacağı değil. Olamaz. Asıl soru, kömürün yeterince temiz olup olamayacağı; sadece bölgesel faciaların değil, küresel çaptaki radikal iklim değişikliğinin engellenip engellenemeyeceği...

ABD Başkanı Barack Obama, geçtiğimiz yılın sıcak ve nemli bir Haziran gününde, başkent Washington'da, göreve geldiği 2009 yılından bu yana Amerikan kömür ve elektrik endüstrilerinin korkuyla, çevrecilerinse umutla beklediği iklim konuşmasını yaptı. Üzerinde kısa kollu bir gömlek olan ve konuşması sırasında alnında biriken teri silmek için yer yer duraklayan Obama, Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) Haziran 2014'e kadar "ülke elektrik santrallerinden kaynaklanan sınırsız karbon kirlenmesinin önüne geçecek" yeni bir yönetmelik taslağı hazırlayacağını bildirdi. Yeni yönetmelik, Donora'daki facianın da etkisiyle yürürlüğe giren Temiz Hava Yasası'na bağlı olarak çıkarılacaktı. Söz konusu yasa daha önce Amerikan elektrik santrallerinden kaynaklanan sülfür dioksit, azot oksit ve kurum zerreleri salımlarını büyük oranda azaltmak amacıyla kullanılmıştı.

Ancak küresel ısınmanın temel nedeni olan karbondioksit, çok daha farklı boyutta bir sorun. 2012'de dünya genelinde fosil yakıt kaynaklı karbondioksit salımı 34,5 milyar ton gibi rekor miktarda gerçekleşti ve bu miktarda en büyük pay kömüre aitti. ABD'de, ucuz doğalgaz son dönemlerde kömür talebini azalttı. Ancak, başta Çin olmak üzere, diğer ülkelerde talep hızla artıyor. Önümüzdeki yirmi yıl içinde dünyada ilk kez elektriğe sahip olacak insan sayısı birkaç yüz milyona ulaşacak ve günümüzdeki eğilimlerin değişmemesi halinde, bunun için, kömür tüketilerek üretilen enerji kullanılacak. Alternatif enerji kaynakları ve korumacılık konusunda gösterilen en yoğun çabalar dahi kömürün yerine geçemeyecek -en azından şimdilik.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Nisan 2014 sayısında veya Nisan 2014 iPad edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.