Buğdayın Hafızasını Tazelemek

Anadolu'nun atalık buğdayları doğdukları topraklarda yaşayabilmek için direniyor.  Başında kasketi, derin yüz çizgilerinin arasından parlayan gözleriyle "Hoş geldiniz," diyor. Nasırlı ellerini uzatıyor, el sıkışıyoruz. Ramazan Koroğlu, 66 yaşında. 57 yıldır her sabah gün ışırken işe koyuluyor, akşam gün batana kadar çalışıyor. "Kahvaltı etmem öğlen 12.00'yi bulur," diyor.

Ama halinden şikayetçi değil. Onun derdi başka; içinde büyük bir özlem taşıyor. Buğday ekilen tarlaya saygı duyulan, bulgurun dibek taşında yapıldığı, ekmeklerin buram buram koktuğu günleri özlüyor: "Harman sürdüğün mahsulün içine ayakkabınla koymazlardı. 'Bereketini kaybeder,' derlerdi. Bir komşu ekmek yaptığı zaman kokusunu duyardık. Şimdi o kokular gitti. Artık ekmekleri yemek bile istemiyoruz."

Çiftçi Ramazan Koroğlu'nun özlemini çektiği buğdaylar Anadolu'nun yerel çeşitleri, atalık tohumlar. Ama bu tohumlar sadece onun için değil, bilim insanları için de çok değerli. Çünkü kökleri, dünyada ilk kez 12 bin yıl önce Anadolu'da başlayan buğday tarımında kullanılan tohumlara uzanıyor. Yaklaşık 12 bin yıldır Anadolu çiftçisinin elinde seçilerek bugüne gelen yerel buğdaylar, günümüzün piyasa koşullarında yok olmak üzere...

Binlerce yıldır hastalıklara, kuraklığa, soğuğa karşı kendilerini nasıl koruyacaklarını genetik hafızalarına kaydeden bu bilge tohumlar, tekdüze genetik yapıya sahip, yüzyıllardır süregelmiş seçilimle karşılaştırıldığında çok kısa sürede mühendisler tarafından geliştirilmiş çeşitlerin egemenliğinde yitip gidiyor. 60 yıl öncesine kadar Türkiye'de sadece yerel buğday türleri ekiliyordu. Günümüzdeyse buğday ekiminde yerel çeşitlerin modern çeşitlere oranı en iyimser tahminle yüzde 3,5'lere düşmüş durumda. İşte bu yüzden Ramazan Koroğlu, binlerce yıllık yerel buğday çeşitlerinin bir insan ömrüne yetecek sürede yok olup gitmesine şaşırıyor.

Onu, dalıp gittiği anıların arasından komşusunun gür ve neşeli sesi çıkarıveriyor. Şükrü Dinler, Ramazan Koroğlu'nun yeni komşusu... Çocukluğu tarlalarda, gençliği büyük şehirlerde geçmiş. Enerji dolu, yerinde duramıyor. Dört yıl önce Bayramiç'e gelip, doğal tarım uygulamaları yapan ve kendi kendine yeten bir köy kurma girişimiyle hayat bulan Yeniköy'ü kuranlara katılmış.

Bayramiç Yeniköylülerin hedefi, Ramazan Koroğlu'nun özlemini çektiği "o eski buğdaylar"ı bulup, yaşatabilmek. Köyün girişinde bir yanda Ramazan Koroğlu'nun evi, diğer yanda da Yeniköylülerin evleri var. Ve evleri çepeçevre saran buğday tarlaları...

Buradaki buğdaylar komşu köydekilerden çok farklı. Komşu köyde ekilenler laboratuvar ortamında ıslah edilen, modern çeşitler; buradakiler ise yerel tohumlar. Yeniköylüler, yok olmanın eşiğine gelen bu hazinenin yeniden can bulması için bulabildikleri her yerel buğday çeşidini ekiyorlar.

Yerel buğday çeşitlerini görmek istediğimizde Ramazan Koroğlu'nun az önceki hüzünlü hali yok oluyor. Parçalanmış terlikleriyle tepelik arazide hızla ilerliyor. Tarlaların kıyısına gelince, buğday başaklarını gösteriyor tek tek. Her birinin huyunu suyunu iyi biliyor. "Bu karakılçık, bu kızılca, bu akkunduz, bu sarı buğday, bu kavılca..." Kaybettiği aile yadigârını yeniden bulmuş gibi... Şükrü Dinler ise heyecanla bu tohumların diğerleri gibi "şımarık" olmadığını anlatıyor: "Gübre ve ilaç verilen buğday tohumlarını eroinmanlara benzetiyorum. Biz de onları yiyince ne oluyoruz, sen düşün. Oysa yerel tohumların ne gübreye ihtiyacı var, ne ilaca. Hastalıklara karşı daha dirençliler."

Yerel buğday çeşitlerinin hastalıklara karşı direnci dünya bilim literatürünün de gündeminde. Anadolu'ya özgü buğday ve arpa çeşitleri konusunda araştırmaları bulunan Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Alptekin Karagöz, genbilimci Jack Rodney Harlan'ın gözlemlerinden söz ediyor: "Harlan, Hakkâri, Şemdinli'den alınıp ABD'ye götürülen bir buğday çeşidinden bahseder. Bu buğdayın görünüşü kötü olduğu için, zayıf olduğunu düşünmüşler. Ancak ektiklerinde, o zamana kadar baş edemedikleri hastalıklarla baş edebildiğini görmüşler. Zayıf denilen o küçücük buğdayda birçok hastalığa karşı dayanıklılık geni çıktı. Bir yerel buğday tohumu, hiçbir işinize yaramıyor gibi görünebilir ama içinde, ileride çıkacak bir hastalığa karşı, dayanıklılık geni barındırır. Bunun nedeni, çok farklı genotipleri barındıran bu yerel çeşitlerin, binlerce yıl boyunca hastalıklarla ilaçsız mücadele ederek bugüne gelebilmeleri."

Devamını National Geographic Türkiye'nin Mayıs 2014 sayısında veya iPad Mayıs 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.