Yeşimin Yeşerdiği Yer

Burası yeşim diyarı. Burası Yeni Zelanda'nın en yüksek dağlarını, en uzun buzullarını, en gür ormanlarını barındıran dört ulusal parkın bulunduğu yer. Burası Te Wahipounamu. Yani, yeşimin yeri...

Jeff Mahuika aniden yere doğru eğiliyor. Ayaklarımızın altındaki binlerce çakılın arasında bir şey görmüş; benim gözlerimin kaçırdığı bir şey. Kenarından tutuyor ve onu, neredeyse üzerini tamamen örten çakılların arasından usulca çekip alıyor. Parmak uzunluğunda bir pounamu bu. Yani yeşim taşı. Işığa doğru tuttuğunda soğuk gri-yeşil bir renkle parıldıyor.

Sonra bana uzatıyor. Nehrin pürüzsüzleştirdiği yüzeyini okşuyorum taşın. "Geleneklerimize göre bulduğun ilk parçayı elinde tutmazsın," diyor. "Sana veriyorum." Mahuika, yeşim oyma ustası. Taşı uzatıyorum. "Bu pounamuda delik açarsan boynumda taşırım, beni buraya bağlar," diyorum.

Te Wahipounamu, yeşimin vatanı, Yeni Zelanda'nın güneybatı ucunda. Bünyesinde dört ulusal park ve birbiriyle bağlantılı doğa koruma alanları barındırıyor. Tam da bu nedenle, 1990 yılından bu yana, Dünya Mirası alanı olarak tanınıyor. Yeni Zelandalıyım ben. Ülkemdeki tüm doğal alanlar arasında dağ havasını solumak, nehirlerinde yürümek, ormanlarında dolaşmak ve varlığını tüm hücrelerimle hissetmek için en sık dönüp geldiğim yer de burası. Oyma ustasıyla birlikte Cascade Vadisi'nde yürüyoruz. Haast'ın güneyinde, sahil yolunun sonlandığı yerin yaklaşık bir saat ötesindeyiz. Kızıl Tepeler silsilesi akşamüstü güneşinde ardımızda kıpkırmızı parlıyor. Nehirlerdeki pounamular bu tepelerden geliyor. Dağların da taşların da kaynağında aynı tektonik güçler var.

Nehir kıyısını arşınlıyoruz. Başımız, çamurda yürüyen kuşlar gibi yere eğik. Bakıyoruz ama bakmıyoruz. Çünkü Maori inanışına göre pounamubulunmaz, kendini gösterir. Ama yeşim -ya da jeologların deyimiyle nefrit- olmayıp, yine de yeşil olan o kadar çok taş var ki, kendilerini çok da gösterdikleri söylenemez. Ve ben uzmanlık alanımın yeşim değil de yeşim benzeri taşları bulmak olduğunu keşfediyorum. Adaçayı yeşili güzel taşları toplamak için yere çömelip duruyorum.

"Peki ya bu Jeff? Bu nefrit mi?"

"Yok, o bırakit," diyor. (Ki bu da "bırak onu git" anlamına geliyor.)

Maorilerin bu toprakların efendisi olduğu yıllarda, sahip oldukları hiçbir kaynak pounamu kadar değerli sayılmazdı. Önemi, kısmen, taşı bir alete ya da süs eşyasına dönüştürme işleminin saatler sürmesinden kaynaklanırdı (pounamu çelikten daha sert). Haftalar, hatta aylar boyunca üstünde çalışınca, inanış o ki, sahibinin yaşamı taşa geçerdi. Geleneğe göre, Maoriler öldüklerinde değerli pounamuları da beraberlerinde gömülür, sonra da çıkarılıp soylarından gelen birine verilirdi. Böylece pounamunun zamanı aştığı, nesilleri kutsal kucağında bir araya getirdiği varsayılırdı.

Keski, küpe ucu, tokmak. Bu tür eserleri elinize aldığınızda, aslında sadece onu oyan kişiyle değil, taşın fiziksel geçmişiyle olan bağını da hissediyorsunuz. Maorilerin dünyasında nesneler kökenleriyle ilişki içinde: Balina kemiği balinayla, tahta ağaçla, pounamu da kaynağı olan nehir ve dağla... Su ve buz, taşı ana kayadan koparıyor; nehirler onu denize taşıyor. "Taş hep hareket halinde," diyor Mahuika. "Hikâyelerimizde taşa balık diyoruz. Sonuçta o da bir yolculuk yapıyor, aynen bizim gibi."

Cascade Nehri'ni yarı belimize kadar suya girerek, güçlü akıntıya karşı dengede durmak için kollarımızı kanat gibi iki yana açarak geçiyoruz. Mevsimlerden ilkbahar. Yavru balıkların serin ormanlık alanlarda erginliğe erişmek üzere denizden Te Wahipounamu'nun akarsularına akın edip, nehir yukarı yüzdüğü dönem. Bu yavruları tutmak, burada, kutsal bir görevi yerine getirmek gibi. Kıyı sakinleri gündoğumundan günbatımına kadar ellerinde balık kepçeleriyle nehir ağızlarında geziniyor. Sonra, kıyıda küçük bir kulübede veya açık odun ateşinin üstünde bir tavada tereyağı eritiliyor, tavaya yumurta ve balık karışımı dökülüyor. Ve ortaya tanrılara layık bir yemek çıkıyor.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Mart 2014 sayısında veya iPad Mart 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.