Suriye'de Kaos

Şam'ın kültürü Suriye'yi kurtaracak bir umut...

Şam, Eski Kent... Emevi Camii'nin dikdörtgen avlusu... Siyahlara bürünmüş kadınlar, kuşaklar boyunca buraya gelip gidenlerin ayak izleriyle parlamış krem rengi taş zemine oturmuş, sohbet ediyor. Tepede, avludan görüldüğü şekliyle, gökyüzü mavi bir dikdörtgen. Çocuklar gölgeli köşelerde koşmaca oynarken, -siyahlı kadınların deyişiyle- caminin kutsallığına çekilen güvercinler de bir içeri bir dışarı uçuşuyor.

Caminin görkemli Roma duvarları içinde tarihi görkem, huzur ve gündelik koşuşturma iç içe. Ve Şam'a özgü bu sentez, uzaktan gelen bombardıman seslerine rağmen, varlığını şimdilik sürdürüyor. Bombardıman sesleri, harap haldeki kentin dış mahallelerini yakıp yıkan savaşın gönderdiği bir mesaj gibi. Caminin büyük kapısından dışarı adım atın. Şimdi karşınızda, fiziksel olarak zarar görmemiş olsa da, değişime uğramış bir Eski Kent var.

Muhammed Ali (54), Romalılardan kalma kemer kalıntılarının altında, çeyrek yüzyıldır özenle kullandığı hantal Polaroid makinesiyle savaşta harap olan Halep'ten buraya hava değişimine gelmiş mutsuz yüzlü bir ailenin fotoğrafını çekiyor. Olağan müşterileri -turistler, yabancı öğrenciler ve yürüyüşe çıkmış iyi giyimli aileler- çoktan kayıplara karışmış.

Bugün parlak mavi İran çömleklerine ve rengârenk şallara göz atanlar, savaş alanına dönen banliyölerdeki evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyeliler. Başkentin giderek daralan güvenli bölgesindeki kiralık odalara, mağaza önlerine ve ofislere sıkışmış halde yaşıyorlar. Kent merkezindeki sokaklarda silahlı adamlar devriye geziyor. Bunlar, sayıları giderek artan mahalle milisleri. Bazı kent sakinlerinin güvendiği, bazılarınınsa korktuğu insanlar. Bilinmeyene hazırlanan, en kötü olasılıktan korkan, fakirlik batağına saplanmakta olan Eski Kent, şimdilik mecazi anlamda da olsa, tarihte sur olarak gerçekleştirdiği asli görevine geri dönen antik duvarların ardına sığınıyor. Duvarların ötesinde ise askeri kontrol noktaları bir set daha oluşturarak, direnişçileri hükümet güçlerinin kontrolündeki Şam merkezinden uzak tutuyor.

Fransız sömürge döneminden kalma bulvarlar, kalabalık pazarlar, çoğu boş gece kulüpleri... Bu geçici güvenlik balonu içinde, insanlarda bekleyiş duygusu egemen. Şam merkezine havan mermileri giderek daha sık aralıklarla düşerken, hükümet saldırılardan isyancıları sorumlu tutuyor. (Kentte duyulan bombardımanların büyük bölümü merkezden dışarı doğru gerçekleşiyor: Kendi başkentinin, büyük bölümü bir yılı aşkın süredir isyancıların kontrolünde bulunan dış mahallelerini harabeye çeviren hükümetin tuhaf bir gösterisi.) Titrek ışıklarıyla geceleri kente fon oluşturan Kasiyun Dağı, eskiden çiftlerin Şam manzaralı kafelerde meyve tabağı ziyafeti için gittiği esintili bir kartal yuvasıydı. Şimdiyse, hükümet güçlerinin yaylım ateşi yapmak için kullandığı bir kale.

Yitirilmiş şey çok. Yine de, yüzyıllar boyunca Arap dünyasında inceliğin ve uygarlığın sembolü olarak görülen o benzersiz Şam kültürü, Suriye'yi kurtarabilecek birkaç umut ışığından biri. Ülkenin rasgele çizilmiş sömürge dönemi sınırları ve çekişmelerle dolu modern tarihi göz önüne alındığında, Şam, çoğu Suriyeli için ulus bilincini simgelemeye en yakın şey. Sünniler, Şiiler, Hıristiyanlar ve Yahudiler yüzyıllar boyunca burada birlikte iş yaptı, çalıştı. Evet, çatışmalar da yaşadılar ama kentten ve ticaretten aldıkları ortak zevkle birlikte var oldular. (Günümüzde Yahudilerin sayısı çok az. Çoğu, İsrail'in kurulmasından sonra hükümetin kendilerine kuşkulu yaklaşımı nedeniyle ülkeyi terk etti.) İzleyen dönemde, 1970'ten sonra, uzun yıllar boyunca kıyı şeridindeki dağlarda baskı altında yaşamış olan Aleviler Şam'a akın etmeye başladılar. Bu insanları oraya Devlet Başkanı Beşar Esad'ın ailesinin yönetiminde ortaya çıkan yeni fırsatlar çekiyordu (ve bu aile de Şiiliğin bir kolu olan kendi mezheplerine mensuptu).

Devamını National Geographic Türkiye'nin Mart 2014 sayısında veya iPad Mart 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.