40 Yılda Yaban Hayatının Yarısını Yok Ettik

Doğada yalnızca 400 ila 500 Sibirya kaplanı kaldığı düşünülüyor. 20. yüzyılda üç kaplan alttürünün (Bali, Cava ve Hazar kaplanları) nesli tükendi.

Yaban hayatının yarısını sadece 40 yılda yok ettik.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın (WWF), Londra Zooloji Derneği (Zoological Society of London) ve Küresel Ayak İzi Ağı (Global Footprint Network) işbirliği ile hazırladığı raporda, 1970-2010 yılları arasında 10.000 omurgalı türün nüfuslarını, doğadaki yenilenebilir kaynak kapasitesini ve insanlığın bu kaynaklara yönelik talebini inceledi.

Sonuç mu? WWF Yaşayan Gezegen Raporu 2014'e göre dünyadaki biyolojik çeşitlilik 40 yılda %52 azaldı.

Bu da demek oluyor ki bıraktığımız ayak iz lerini ve var olmak için gezegene verdiğimiz hasarı telafi edemiyoruz. Dünya'ya taşıyabileceğinden daha fazla yük oluyoruz. Doğayı korumak bir yana, doğaya yönelik taleplerimiz de artıyor. WWF International Genel Müdürü Marco Lambertini, "Ormanları çoğalabileceğinden daha hızlı yok ediyoruz, balıkları üreyebileceklerinden daha hızlı avlıyoruz, okyanusların başa çıkabileceğinden daha fazla karbon salıyoruz," diyor.

Biyolojik çeşitlilik, dünyadaki tüm yaşamın sürebilmesi için kritik bir öneme sahip. Çeşitliliğin azalması, Dünya'ya verdiğimiz zararı ölçmek için benzersiz bir yöntem. 40 yılda Dünya'daki yaban hayatının yarısının yok olması, kendimizi kandırmayı imkânsızlaştırıyor.

Neleri Kaybettik?

Rapora göre 1970'ten beri balık, kuş, memeli, amfibi ve sürüngenlerin sayısında %52 azalma oldu. Tatlısu türlerinin nüfusu ise %76 azaldı. Bu kaybın en büyük kısmı yağmur ormanlarında yaşandı.

Bugün 20.000 hayvan türünün nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Yaban hayatı nüfusunun azalmasının en büyük nedeniyse doğal yaşam alanlarının kaybolması veya buralardaki koşulların kötüleşmesi. Aşırı avlanma ve balıkçılık da en büyük nedenler arasında yer alıyor. Son yıllarda küresel ısınma ve iklim değişikliğinin de payı artıyor; okyanusların ısınması ve asitlenmesi şimdiden biyoçeşitliliği tehdit etmeye başladı bile.

Ekolojik Ayak İzi Meselesi

Gezegende bıraktığımız Ekolojik Ayak İzi, insanoğlu olarak gezegenden talep ettiğimiz, daha doğru bir deyişle söküp aldığımız şeyler anlamına geliyor. Ve doğadan aldıklarımız, doğanın kendini yenileme hızından %50 daha fazla. WWF raporuna göre "mevcut yaşam tarzımız ve tüketim alışkanlıklarımıza göre 1,5 gezegene ihtiyaç duyuyoruz."

Kişi başına en çok Ekolojik Ayak İzi bırakan 10 ülke şöyle: Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Danimarka, Belçika, Trinidad ve Tobago, Singapur, ABD, Bahreyn ve İsveç.

Zorluklar Artacak

Önümüzdeki yıllarda kendi varlığımızı dünyaya yük olmadan sürdürmenin yollarını ararken iki büyük zorlukla daha mücadele etmemiz gerekecek: İklim değişikliği ve nüfus artışı.

Küresel ısınma ve yol açtığı iklim değişikliğinin başta tahmin ettiğimizden çok daha ciddi sonuçları olabilir. IPCC'nin (Intergovernmental Panel on Climate Change) 2014 raporuna göre okyanus asitlenmesi, kuraklaşan alanlar, bitki örtüsü değişiklikleri gibi unsurların biyolojik çeşitliliğe görmezden gelinemeyecek etkileri olacak.

Ayrıca dünya nüfusunun 2050 yılında 9 milyar, 2100 yılında da 11 milyar olmasının beklendiğini de göz önünde bulundurarak planlara dahil ekmek gerekiyor.

Her Şey İçin Çok mu Geç?

Neyse ki geri kalan %50'yi kurtarmak için çok geç değil ve kötü gidişi durdurmak mümkün.

Bunu gerçekten isteyenler zaten bir süredir önemli başarılara imza atıyor. İnsanlığın doğaya verdiği zararın kaçınılmaz olmadığının kanıtı olan bu sonuçlar, meselenin siyasi düzeyde ele alındığı ve kararlılıkla üzerine gidildiği takdirde çözülebileceğini gösteriyor. Bhutan, ülkedeki ormanları çok disiplinli bir şekilde koruyor, Nepal kaplanlarının sayısını artırıyor, fillerin kaçak avlanmalarıyla artık hükümet düzeyinde mücadele ediliyor, okyanuslarda devasa koruma alanları oluşturuluyor. Uzun lafın kısası, isteyince oluyor.

İnsanlık olarak var olmaya devam etmek istiyorsak, doğayla uyum içinde yaşamaktan başka çaremizin kalmayacağı günler yaklaşıyor. Bunu ne kadar erken kabullenirsek hem insanlık, hem de doğa için o kadar iyi.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.