Yeni Yeşil Devrim

Yağ çıkarılan değerli bir ekin olan ayçiçeği dahil, yeryüzündeki tüm canlıların genleri A, T, C ve G olarak kısaltılan dört kimyasal bileşen dizininden meydana geliyor: Adenin, timin, sitozin ve guanin. Genleri belirleyerek değiştiren bilim insanları, küresel ısınma ve nüfus artışı gibi zorlukları göğüslemede bize yardımcı olacak yeni mahsuller yaratmayı amaçlıyor.

Süper tahılların yararı olacak. Ama tarımdaki sorunların tek başına biyoteknoloji tarafından çözülmesi olanaksız.

Ramadani Cuma’nın manyokları kuruyor. “Belki su fazla geliyordur,” diyor iki metrelik bitkinin solmuş sarı yapraklarına dokunurken. “Belki de güneş.” Cuma’nın yarım hektarlık küçük tarlası Tanzanya’da, Dar es Salaam kentine 60 kilometre mesafede, Hint Okyanusu kıyısındaki Bagamoyo kasabası yakınlarında. Yağmurlu bir mart sabahı. Yanına küçük yaşlardaki dört oğlundan ikisini almış; büyükşehirden gelen bir teknisyenle konuşuyor. 28 yaşındaki teknisyen Deogratius Mark, Mikocheni Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde görevli. Ramadani Cuma’ya problemin ne güneş ne de yağmur olduğunu söylüyor. Manyokları kurutan şey, gözle görülemeyecek kadar küçük virüsler.

Mark birkaç yaş yaprak koparınca etrafa beyaz sinekler uçuşuyor. Topluiğne başı büyüklüğündeki sineklerin iki ayrı virüs taşıdığını açıklıyor Mark. Bunlardan biri manyok yapraklarını tahrip ediyor. Kahverengi çizgi virüsü adı verilen ikincisi ise nişasta açısından zengin kökü çürütüyor. Ve bu felaket genelde hasat zamanına kadar fark edilmiyor. Cuma da Mark’ın görüştüğü çiftçilerin çoğu gibi bu virütik hastalıklardan habersiz. “Tüm bu bitkileri kökünden sökmek zorunda olduğunu söylersem neler hissedebileceğini düşünebiliyor musunuz?” diye soruyor Mark alçak sesle.

Craig Cutler

Yağ çıkarılan değerli bir ekin olan ayçiçeği dahil, yeryüzündeki tüm canlıl

Craig Cutler

IRRI’daki araştırmacıların yetiştirdiği çeltik çeşitleri arasında tuzlu suy

Craig Cutler

Küresel ısınma sonucu yükselen deniz seviyesi kıyılarda su baskınlarına yol

Craig Cutler

Filipinler’de, Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü (IRRI) deney tarlası

Craig Cutler

Üç milimetrelik kırmızı gözlü Asya narenciye biti, bir portakal dalında bes

Craig Cutler

Aranan genleri otomatik olarak araştıran Monsanto’daki tohum makinesi, her

Craig Cutler

Bitki patoloğu Bikram Gill, Kansas Eyalet Üniversitesi’ndeki buğday tohum b

Craig Cutler

Petri kabındaki manyokların genetiği, kahverengi çizgi virüsüne karşı diren

Craig Cutler

Domates genelde sıcak ve kurak iklimlerde bol sulama yapılarak yetiştiriliy

Craig Cutler

Soldan sağa: Ortadoğu’dan yabani bir çeşit olup 10 bin yıl önce kültüre alı

Cuma’nın üzerinde yıpranmış mavi bir şort ve önünde “Would you like to buy a vowel?/ Sesli harf almak ister misiniz?” yazan soluk yeşil bir tişört var. Mark’ın tanısını dikkatle dinliyor. Sonra da ağır çapasını omzundan indirip kazmaya başlıyor. Bu sırada on yaşındaki en büyük oğlu manyok yaprağı çiğnemekle meşgul. Cuma köklerden birini çıkarıp, bir çapa darbesiyle ikiye bölüyor. İç geçiriyor; krem rengine çalan beyaz dokuda çürüyen nişastanın oluşturduğu kahverengi çizgiler var. Ailesini beslemeye yetecek ve birazını da satacak kadar ürünü kurtarmak için bir ay erken hasat yapması gerekecek. Manyokun onun için anlamını soruyorum.

Mihogo ni kila kitu,” diye cevap veriyor Svahili dilinde. “Manyok bizim her şeyimiz.”

Tanzanyalıların çoğu kendi ihtiyaçlarını karşılamak için tarım yapıyor. Ekinlerin yüzde 90’ından fazlasının küçük aile çiftliklerinde yetiştirildiği Afrika’da, manyok 250 milyonu aşkın insanın temel gıdalarından biri. En verimsiz topraklarda büyüyebildiği gibi, sıcak dalgaları ve kuraklıktan da etkilenmiyor. İklimdeki ısınmayla birlikte yayılımı artan beyaz sinek sorunu olmasaydı eğer, 21. yüzyıl Afrika’sı için kusursuz bir ürün olacaktı. Ancak, Cuma’nın tarlasını istila eden virüsler Doğu Afrika’nın her yanına çoktan yayılmış bile.

Bagamoyo’dan ayrılmadan önce Cuma’nın komşusu Şiya Kagembe ile de görüşüyoruz. Onun manyok tarlası da daha iyi durumda değil. Mark kendisine virüsün yol açtığı zararı anlatırken sessizce dinliyor. “Bize nasıl yardım edebilirsiniz?” diye soruyor.

Bu soruya yanıt vermek, içinde bulunduğumuz yüzyılın en zorlu uğraşlarından biri olacak. İklim değişikliği ve nüfus artışı, Cuma ve Kagembe gibi gelişmekte olan ülkelerdeki diğer küçük çiftçiler ve besledikleri insanlar için hayatı giderek daha riskli hale getirecek.

İnsanlık, 20. yüzyılın büyük bölümünde nüfus artışı ile gıda temini arasındaki Malthus yarışından başarıyla çıkmayı başardı. 21. yüzyılda da bir adım ileride olmayı sürdürebilecek miyiz, yoksa küresel bir facianın kurbanı mı olacağız?

Birleşmiş Milletler, 2050 yılına kadar dünya nüfusuna iki milyarın üzerinde insan ekleneceğini tahmin ediyor. Bu insanların yarısı Sahra–altı Afrika’da, yüzde 30’u da Güney ve Güneydoğu Asya’da dünyaya gelecek. Ki bu bölgeler aynı zamanda –kuraklık, sıcak dalgaları, genel olarak ekstrem hava koşulları olmak üzere– iklim değişikliğinin sonuçlarından en çok etkilenmesi beklenen yerler.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), geçtiğimiz Mart ayında, dünyanın gıda tedariğinin şimdiden tehlike altında olduğu açıklamasını yaptı. IPCC raporunun yazarlarından Princeton iklimbilimcisi Michael Oppenheimer, “Son 20 yıldır, başta çeltik, buğday ve mısır olmak üzere ürün–verim artış oranlarında yavaşlama yaşanıyor,” diyor. “Bazı bölgelerde verim artışı tamamen durdu. Benim kişisel görüşüme göre, gıda sistemlerinin bozulması iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı en büyük tehlike.”

Yarım yüzyıl önce de benzer bir felaket kaygısı yaşanmıştı. Ford Foundation tarafından 1959 yılında düzenlenen toplantıda küresel açlık üzerine konuşan bir ekonomist, “Önümüzdeki yılların manzarası en iyimser bakış açısıyla vahim, en kötümser bakış açısıyla ürkütücü,” yorumunu yapmıştı.

Bu yorumun yapılmasının üzerinden dokuz yıl geçmişti ki, bu kez de Paul Ehrlich, çok satan kitabı The Population Bomb’da (Nüfus Bombası), 1970’ler ve 1980’lerde yaşanacak kıtlıkların başta Hindistan’da olmak üzere yüz milyonlarca kişinin ölümüne neden olacağı öngörüsüne yer verdi.

Ve “Yeşil Devrim”, bu ürkütücü öngörüler gerçeğe dönüşmeden önce başta buğday ve çeltik olmak üzere küresel tarımı değiştirdi. Melezleme ıslah yöntemini kullanan Amerikalı biyolog Norman Borlaug, enerjisini yenilmeyen uzun sapları yerine tanesine aktaran yarı bodur bir buğday çeşidi ıslah etti. Sonuç, hektar başına daha fazla tahıl alınmasıydı. Filipinler’deki Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü’nde (IRRI) gerçekleştirilen benzer bir çalışma, dünyanın yaklaşık yarısını besleyen çeltiğin verimliliğini önemli ölçüde artırdı.

1960’lardan 1990’lara kadar, Asya’daki çeltik ve buğday verimliliği ikiye katlandı. Kıta nüfusu yüzde 60 arttı ama buna rağmen tahıl fiyatları yine de düştü. Ortalama bir Asyalı üçte bir oranında daha fazla kalori tüketir hale geldi, yoksulluk oranı yarı yarıya azaldı. Borlaug’un Nobel Barış Ödülü’nü kazandığı 1970’te yapılan sunumda kendisi için “Aç dünyanın doyurulmasında çağımızda yaşayan herkesten daha büyük bir katkının sahibi oldu,” yorumuna yer verildi.

Benzer bir başarıyı 2050 yılına kadar gerçekleştirebilmek için yeni bir yeşil devrime gereksinimimiz var. Bu devrimin nasıl gerçekleşeceğine dair ise iki farklı öngörü bulunuyor. Bunlardan biri yüksek teknolojiyi temel alıyor ve ağırlıklı olarak da, Borlaug’un tahıl ıslah çalışmalarını modern genetik tekniklerle sürdürmeyi amaçlıyor.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Ekim 2014 sayısında veya iPad Ekim 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Craig Cutler

Filipinler’de, Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü (IRRI) deney tarlasında ekili IR8, Vietnam’da Honda pirinci olarak tanınıyor. Çünkü yüksek verim sayesinde, çiftçiler kendilerine motosiklet alabiliyor. Bu pirincin 1966’da başlattığı Yeşil Devrim, Asya’daki çiftçilere verimi ikiye katlama ve gelirlerini yükseltme olanağı vermiş.

Craig Cutler

Bitki patoloğu Bikram Gill, Kansas Eyalet Üniversitesi’ndeki buğday tohum bankasında “genetik hazine” buğday bitkisiyle poz veriyor. Sağda büyütülmüş olarak görülen Ortadoğu’ya özgü bu bitki, 8 bin yıl önce buğdayın bir başka atasıyla doğal olarak melezlenmiş ve ortaya çıkan tahıl tüm dünyaya yayılmış. Gill doğayı taklit ediyor. Modern buğdayın zararlılara, sıcağa ve soğuğa direncini artırmak için buğday bitkisinin genlerine başvuruyor.

Craig Cutler

Aranan genleri otomatik olarak araştıran Monsanto’daki tohum makinesi, her gün binlerce mısır tanesinden küçük örnekler kesiyor ve bu süreçte içlerindeki embriyonik yapıya zarar vermiyor. Diğer bazı makineler de her örnekten DNA çıkarıp analiz ediyor. Milyonlarca örnekten, zararlılara ya da kuraklığa direnç gibi özellikleri olan ancak birkaçı ekiliyor.

Craig Cutler

Üç milimetrelik kırmızı gözlü Asya narenciye biti, bir portakal dalında besleniyor. Zararlının yaydığı bakteriyel narenciye yeşillenmesi hastalığı Florida’daki tüm narenciye bahçelerini sarmış durumda. Bakteriden etkilenen ağaçların meyveleri biçimsiz, yeşil ve acı oluyor. Koruyucu antibiyotikler oluşturmaları için genetikleriyle oynanmış fidanların (en solda) başarılı olması halinde, 9 milyar dolarlık bir endüstrinin korunması mümkün olabilir.

Craig Cutler

Küresel ısınma sonucu yükselen deniz seviyesi kıyılarda su baskınlarına yol açıyor. Filipinler’deki IRRI’da, bir akvaryumda görülen ve IR64 Sub1 olarak adlandırılan yeni bir çeltik çeşidi, su altında iki hafta boyunca yaşayabiliyor. Su baskınlarının her yıl 20 milyon hektarlık alanda çeltiği tahrip ettiği Asya’nın alçak bölgelerinde yaşayan yoksul çiftçiler için bu büyük bir lütuf.

Craig Cutler

IRRI’daki araştırmacıların yetiştirdiği çeltik çeşitleri arasında tuzlu suya (solda), kuraklığa (ortada) ve sabah serinliğinde dölleme yapıldığı için sıcağa (sağda) dayanıklı olanlar da var. Tuza dayanıklı pirinç, milyonlarca hektar tuzlu arazide ekim yapılmasını sağlayabilir.

Craig Cutler

Petri kabındaki manyokların genetiği, kahverengi çizgi virüsüne karşı direnç sağlamak amacıyla değiştirilmiş. Hastalık, manyoğun temel besin maddesi olduğu Sahra–altı Afrika’nın her yanına yayılıyor. Saha çalışmaları geçtiğimiz bahar Uganda’da başlatıldı. Sadece dört Afrika ülkesi genetiği değiştirilmiş ürün ekimine izin veriyor.

Craig Cutler

Domates genelde sıcak ve kurak iklimlerde bol sulama yapılarak yetiştiriliyor. Her domatese ortalama 50 litre su gidiyor. Daha az su isteyen çeşitler yaratmayı amaçlayan Dan Chitwood'un St. Louis'de, Donald Danforth Bitki Bilimi Merkezi'ndeki ekibi, domatesi dünyanın en kurak yerlerinden biri olan Peru'daki Atacama Çölü'nde yetişen yabani bir akrabasıyla melezliyor.

Craig Cutler

Soldan sağa: Ortadoğu’dan yabani bir çeşit olup 10 bin yıl önce kültüre alınan siyez buğdayı, durum buğdayı, durum buğdayının keçi otuyla melezlenmesiyle üretilen modern buğday ve sapı kısa, tohumu büyük bir yeşil devrim çeşidi. Yabani buğdayda (elde görülen) bilim adamlarının ulaşmayı umduğu iyi bir özellik var: Evcil akrabasını öldüren ısılara dayanabiliyor.

Craig Cutler

Çeltik, mısır kadar etkili fotosentez yapar hale getirilebilir mi? Eğer bu konuda başarılı olunursa verim yüzde 50 artabilir. Bir mısır sapının (solda) büyütülmüş kesitinde fotosentez proteinleri neon yeşiline boyanmış. Sıradan çeltik bitkisi (ortada) bu proteinleri hiç üretmiyor, ama IRRI bilim insanları tarafından genetiği değiştirilen çeltik (sağda) biraz fotosentez yapıyor.