Açlığın Yeni Yüzü

Kristin Hahn, büyükannesi Janet Groven ile birlikte Iowa, Charles City’de her hafta yemek veren aşevine gidiyor. “Ay sonu geldiğinde elimizde hiçbir şey kalmıyor,” diyor Groven. Ailesini doyurmak için gıda bankasına muhtaç. Amerika’daki “gıda güvencesi olmayan” –aç insanlar için kullanılan yeni terim– 48 milyon insanın yarıdan fazlası beyaz ve yine yarıdan fazlası kent dışında yaşıyor.

Dünyanın en zengin ülkesi ABD neden yetersiz beslenmeden mustarip?

Iowa’nın Mitchell ilçesinde gri–sarı bir sabah. Christina Dreier, oğlu Keagan’ı kahvaltı etmeden okula gönderiyor. Üç yaşında, sağlam yapılı ve inatçı bir çocuk Keagan. Anaokulunda sunulan yemeği yemeyi reddediyor. Mutfaktaki erzağı tükenmeye yüz tutan Dreier ona –kendi iyiliği adına– sert davranmaya karar vermiş. Keagan’ı okula aç gönderirse, belki de hiçbir ücret ödemeyeceği bu kahvaltıyı edeceğini, böylece evde öğle yemeği için daha fazla erzak olacağını düşünüyor.Dreier uyguladığı bu stratejinin geri tepebileceğini biliyor. Nitekim öyle de oluyor. Keagan okulda kahvaltı etmiyor. Ve öğlen o kadar acıkıyor ki, Keagan’ı ve kız kardeşini doyurma telaşındaki Dreier buzdolabında arta kalan ne var ne yok hepsini birbirine karıştırıyor. Son yedi parça tavuk köftesini eski püskü bir fırın tepsisine boşaltıyor; patates köftesinin son parçalarını ve buzdolabındaki bir çift sosisi de ekleyip hepsini birden fırına atıyor. Bir önceki hafta gıda bankasından aldığı yiyeceklerin hemen hepsi tükenmiş.

Stephanie Sinclair

New York’un Bronx bölgesi, fast food restoranlarıyla dolu. Buna karşılık ço

Kitra Cahana

Cumartesi sabahları Gateway Baptist Kilisesi’nin önünde kuyruğa giren araba

Amy Toensing

Keagan ve Cheyenne Dreier orta sınıf bir hayata ait oyuncaklara ve giysiler

Amy Toensing

Dört yaşındaki Mikka White, Iowa’nın Osage kasabasındaki evlerinde makarna

Amy Toensing

Akşam yemeği White ailesi için şansa kalmış bir durum. Rebecca ve Bob, yakı

Stephanie Sinclair

Hullamatou Ceesay’in Bronx’taki dairesine kuzenlerle paylaşmak üzere uğraya

Kitra Cahana

Genç baba, evsizler barınağı ve bedava yemek uğruna Houston’ın kuzeyinde bi

Kitra Cahana

Houston’ın Spring semtinde evde sağlık hizmetleri veren bir kurumda çalışan

Kitra Cahana

Dokuz yaşındaki Brandon Witt ekmek, cips ve gazozla karnını doyuruyor. Yiye

Kitra Cahana

Rosemarie Patronella, 74, Houston’daki Ramada Otellerinden birindeki odasın

Kendi öğle yemeği de çocukların tabaklarında kalan patates artıkları olacak. “Ancak yeterli yiyecek varsa öğle yemeği yiyorum,” diyor. “Çocuklar daha önemli. Önce onların doyması gerekiyor.”Dreier’ın günleri çocuklarını doyuramama korkusu içinde geçiyor. Kocası Jim’le birlikte ödenecek faturalar arasında önceliğe göre seçim yapıyorlar –duruma göre kira yerine telefonu ödüyorlar, benzin parasını yakıt faturasını ödemek için kullanıyorlar. Böylece gıda bankası tarafından kendilerine verilmeyen ya da Ek Beslenme Yardımı Programı’dan (SNAP) aldıkları yiyecek kuponlarıyla karşılayamadıkları şeyler için para ayırmaya çalışıyorlar. ABD’de Kongre’nin geçtiğimiz sonbahar SNAP’te yaptığı 5 milyar dolarlık kesinti nedeniyle, aldıkları yardım parası ayda 205 dolardan 172 dolara düşmüş. 

Dreier bugün minibüslerine el koyulması konusunda da endişeli. Nakit parayla ödemeye çalışmak yerine otomatik ödeme yapabilmek üzere Jim’le birlikte yeni bir hesap açtırmaları gerekiyor. Ama o da ancak Jim işten erken çıkabilirse... Hasat zamanının en yoğun dönemi. Tarlalara saati 14 dolara ilaç atan Jim çoğu gün akşam sekize kadar çalışıyor. Ve bankaya gitmek, yiyeceğe harcanacak fazla mesai parasını da kaybetmek anlamına geliyor.“Her ay aynı şey,” diyor Dreier. Faturalar ödenemiyor, çünkü iş en sonunda yine gelip önceliğin yiyeceğe verildiği o noktaya dayanıyor.

“Yemek yemek zorundayız,” derken sesinde yaşadıklarına boyun eğme tınısı var. “Açlıktan ölemeyiz.”

Aslında ABD'de açlığın nasıl bir şey olduğunu kafanızda canlandırmak isteseniz, gözünüzün önüne Christina Dreier gibi birinin gelme olasılığı çok düşük. Dreier beyaz, evli; üzerine giyecek giysileri ve içinde oturabileceği bir evi var. Hatta biraz da kilolu. Günümüz ABD’sinde açlığın görüntüsü, bir zamanların Büyük Bunalım yılları sırasında sokaklarda yiyecek arayan bir deri bir kemik işsiz insanların görüntüsünden çok farklı. New York Üniversitesi sosyologlarından Janet Poppendieck, “Geçmişte açlık böyle bir şey değildi,” diyor ve ekliyor: “Bugün çalışan insanlar arasında aç kalanların sayısı daha fazla çünkü maaşlar düştü.”

Devamını National Geographic Türkiye'nin Ağustos 2014 sayısında veya iPad Ağustos 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 1

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

muahmmed furkan karakaya

1155 GÜN ÖNCE

Dünyanın süper gücü olmasına rağmen kendi vatandaşının yeterli gıdasını sağlayamayan bir ülke .NE ACI.......

Stephanie Sinclair

New York’un Bronx bölgesi, fast food restoranlarıyla dolu. Buna karşılık çok az markete sahip olması nedeniyle “gıda çölü” olarak ünlenmiş.

Amy Toensing

Keagan ve Cheyenne Dreier orta sınıf bir hayata ait oyuncaklara ve giysilere sahip ama anne–babaları onları doyurmak için –çoğu işlenmiş– bağış yiyeceklere muhtaç. “Tamamen sağlıklı şeyler yiyoruz diye bir şey yok,” diyor anne Christina. ABD’de abur cuburun bol ve genelde ucuz olması nedeniyle açlık ve obezite paralel sorunlar olarak gündeme geliyor.

Amy Toensing

Dört yaşındaki Mikka White, Iowa’nın Osage kasabasındaki evlerinde makarna atıştırıyor. Eyaletin bol miktardaki mısır ve soya fasulyesi mahsulünün bir bölümü yan taraftaki tahıl ambarında depolanmış. Hükümetin gıda yönetmeliği, meyve ve sebze yemeye teşvik ediyor ama sübvansiyonlarla genelde mısır, soya ve diğer tarımsal ürünler destekleniyor.

Amy Toensing

Akşam yemeği White ailesi için şansa kalmış bir durum. Rebecca ve Bob, yakınlardaki Winnebago fabrikasında çalışan Bob’un maaşıyla beş çocuklarını beslemekte ve faturaları ödemekte zorlanıyor. ABD’de gıda güvencesi olmayan hanelerin yüzde 60’ında ailede en az bir kişi çalışıyor.

Stephanie Sinclair

Hullamatou Ceesay’in Bronx’taki dairesine kuzenlerle paylaşmak üzere uğrayan komşunun getirdiği iki kutu kızarmış tavuk birkaç dakika içinde bitiyor. Amerika’daki açların çoğu bu ülkede doğup büyüyen insanlardan oluşuyor. Ama Gambiyalı bu aile gibi ülkeye yeni gelen göçmenler de zorluk çekiyor ve doğal olarak yiyecek bir şey bulunca hayır demiyor.

Kitra Cahana

Genç baba, evsizler barınağı ve bedava yemek uğruna Houston’ın kuzeyinde bir yerleşim alanı olan Spring’in otoyolunda yürümeyi göze alıyor. Banliyöler açların yeni diyarı. Yoksulluk oranı ve gıda kuponu kullanımı o kadar yüksek ki gerek hak savunucuları gerekse yasa yapıcılar buralarda yaşayanlar için “SUV fakiri” terimini kullanıyor.

Kitra Cahana

Houston’ın Spring semtinde evde sağlık hizmetleri veren bir kurumda çalışan iki çocuk annesi Jacqueline Christian, süpermarketten aldığı suşiyi yemeden önce dua ediyor. Tam zamanlı işi sürekli araba kullanmasını gerektiren Christian, sık sık paket yemek sipariş ediyor. Yiyecekler bittiğinde oğulları için bir dolarlık McDonald’s menüsü alıyor. Oğlanlara kendisinin önceden yediğini söylerken bir taraftan da “hamburgerden bir parça bırakmalarını ümit ediyor.”

Kitra Cahana

Dokuz yaşındaki Brandon Witt ekmek, cips ve gazozla karnını doyuruyor. Yiyecekler dedesiyle ninesinin Teksas, Spring’de ayda iki kez gittikleri bir gıda bankasından alınma. Yiyeceklerin sadece dörtte birinin taze ya da donmuş olduğu gıda bankasını yöneten Caroline Little, “obezitenin artmasını istemeyiz,” diyor. “Ama gıda yardımını organize edenler, taze meyve yardımı ayarlamıyorlar.”

Kitra Cahana

Rosemarie Patronella, 74, Houston’daki Ramada Otellerinden birindeki odasında ramen noodle ve tereyağlı pilav yiyor. Teksas’ta açlık özellikle yaşlılar arasında ciddi boyutlarda ve 2007 yılından bu yana artmış durumda. Emekli öğretmen Patronella, yiyecek yemeği olmasını sağlama almak için yardım kuruluşlarından gelen gıdaları dikkatle stokluyor.

Kitra Cahana

Cumartesi sabahları Gateway Baptist Kilisesi’nin önünde kuyruğa giren arabalar, bir kutu gıda yardımı almak için bekliyor. Fotoğrafçı Kitra Cahana arabaları tek tek dolaşarak ailelerden yaşamlarına tanıklık etme izni istedi. Burada tanıştığı Vivian Latson ve anne-babası, Cahana’yı o akşam yemeğe davet etti. Yemekte mısır unu kaplı sosis ile beyaz ekmek, bir dilim et ve Cool Whip kremasından yapılma sandviç vardı.